1830'ların Kafkasya'sında yaşlı bir yüzbaşı, bir gezgine Peçorin'in hikâyesini anlatır: parlak, her şeyden bıkmış ve onu sevenler için tehlikeli genç bir Rus subayı. Sonra gezginin eline subayın günlüğü geçer. Peçorin'in bir prensesi yalnızca can sıkıntısından nasıl baştan çıkardığını ve nasıl soğukkanlılıkla, neredeyse meraktan düelloya girdiğini okuruz.
Kendisi de yirmi altı yaşında bir düelloda ölen Lermontov, Peçorin'i Rus edebiyatının en büyüleyici karakterlerinden biri yapmıştır: kahraman olmayan bir kahraman.
Beş kısa öyküden oluşan roman, öğrendiğiniz dilde kolayca okunur.



















